Malcolm X
Malcolm X
19 Mayıs 1925′de Omaha Nebraska’da Baptist papazının oğlu olarak doğdu.6 yaşındayken beyaz Amerikalı tedhişçilerin teşkilatı olan Ku KLUX Klan tarafından evleri yakılmıştı.Malcolm’un isyan duyguları o olayla kabarmıştı.Ticaretle uğraşan babası kötü ve feci bir kazanın kurbanı edilmişti.Bu olay Malcolm’un kardeşleriyle sokakta kalmasına sebep olmuştu.
Karınlarını doyurmak için hırsızlık yapıyorlardı: Malcolm bir ıslah yurduna sevk edildi.Bu yurtta sevgi ve şefkat gördü.Birkaç zenci arkadaşı vardı.Beyazların çocukları onlara işkence,küfür ve eziyet ediyorlardı.Bu yüzden beyazlara cephe almışlardı. Devamini Okuyun »
Kategori: Ünlüler


Kadir İnanır Çiçek Pasajı’nda demleniyomuş. Yanında da güzel güzel hatunlar. Ağızları açık dinliyolar, hayran gözlerle süzüyolar, akşam yatağında ben olurum inşallah diye hayallere dalıyolarmış içten içten. Bi ara gençten bi çocuk yanaşmış masaya. “Şeyy, pardon Kadir Bey… Birazdan buraya kız arkadaşım gelicek, kendisi sizin hayranınızdır. Lütfen masama gelip “Naber Onurcuğum” der misiniz? Eğer bunu yaparsanız beni dünyanın en bahtiyar insanı yapmış olursunuz” demiş. Kadir İnanır da hafifçe kasılarak “Ee, hay hay Onurcuğum, neden olmasın. Yaparım tabii. Bak sen de genç bi kardeşimizsin” cevabını vermiş, yanında oturan kadınlar ordusuna göz kırparak.
hayata veda etti. Şimdi adam efsane tabii, ardından efsaneler türemesi de normal. Masalcı teyzelere göre, Dean’in Porsche’u kazadan sonra bi hurdacıya satılmış. Hurdacı başlarda adam başı 25 cent alarak sergilemiş arabayı. Bi zaman sonra halkın ilgisi azalınca Porsche’u “araba dizaynırı” (böyle de bi meslek var demek ki Batı da) George Barris’e satmış. Adamın amacı arabayı parçalayıp imal edeceği yeni arabalarda kullanmak, satarken de, “Bakın arabanın şu kısmı James Dean’in arabasından” demekmiş. Yapacağını yapmış da. Ve korkunç rastlantılar bundan sonra başlamış.
hakkımı helal etmem” diye vasiyet etmiş ve bi de mektup vermiş. “Bu mektubu ben öldükten sonra ilk başın sıkıştığında açarsın” demiş.
Hülya Avşar bu konuda ser verip sır vermezmiş.
ABD’de UFO gördüğünü iddia eden insan sayısı kadar Elvis Presley’in ölmediğini, hatta onu orada burada gördüklerini iddia eden insan vardır. Ancak yakın zamana kadar Elvis’in neden ölü numarasına yattığı konusunda bir açıklama yoktu. Meğerse, Elvis çok önemli bir cinayetin -muhtemelen politik bir suikastin- görgü tanığıymış. Bu nedenle FBI tarafından tanık koruma programına alınmış.
Amerikan sineması gelişmeye ve Avrupa sinemasına kafa tutmaya başladığı yıllarda, sinema dünyasının en önemli ödülü Cannes’de verilen “Altın Palmiye”miş. Amerikalılar Cannes’a rakip bir sinema ödülü yaratmak için kolları sıvamışlar. Sinemaya gönül verenler, akemisyenler, federal hükümet el ele vermiş, kısa bir zamanda bütün hazırlıklar yapılmış. Her şey hatta ödül heykelciği yani o ünlü ince adam figürü bile hazırlanmış. Ama “Altın Palmiye” gibi simge olabilecek bir isim konusunda bir türlü uzlaşma sağlanamıyormuş.
Dünyanın gelmiş en iyi basketbolcularından biri olarak kabul edilen Michael Jordan doktorlar tarafından sürekli inceleniyormuş. Doktorların amacı Jordan’un maçlar sırasında zıpladığında adeta uçması ve saniyelerce havada asılı kalabilmesinin sırrını ortaya çıkartmakmış. Çünkü Jordan neredeyse fizik kanunlarını hiçe sayıyormuş.
yurtdışına ulaşmış. Aldığı davetler üzerine gitmediği Avrupa ülkesi kalmamış. Gittiği her yerde Almanı’ndan İskoç’una, Fransız’ından Rus’una devirmediği yoğurmadığı güreşçi kalmamış. Hatta İngilizlerin meşhur insan azmanı Edvard Allen’i 20 saniye içinde havada döndürüp minder dışına attığı hala anlatılır.
Jerry Siegel ve Joe Shuster adında iki Amerikalı’nın 1930′lu yıllarda yarattığı Superman dünyaca ünlü bir çizgi kahraman. Siegel yazmış, Shuster resimlemiş Süperman’i, çok ama çok ünlü olmuş, filmleri, dizileri yapılmış. Ancak Superman yaratıcılarına ve filmlerinde oynayan aktörlerin çoğuna hiç şans getirmemiş.
Yıllar önce çalışkan bir adam,ailesini avantajlı bir iş imkanı sağlamak için Newyork’tan Avusturalya’ya götürdü.Adamın ailesinden biri, sirke trapez artisti olarak katılmak veya aktör olma tutkusu olan genç ve yakışıklı oğluydu.Bu genç adam zamanını bir sirk işi yada herhangi bir sahne işi gelene kadar kasabanın sınırındaki batı bölümünde yerel bir tersanede çalışarak geçirdi.