Diş Fırçasıyla Ne Yapmışlar?
Boğaziçi’nden bi grup öğrenci sömestrde tatil için İngiltere’ye gitmiş. Bunlar bi araba kiralamış; sabah yola çıkıyorlarmış, önlerine çıkan her kayda değer yerde mola verip sonra da akşam bi yerlerde konaklıyolarmış.
Bi akşam İskoçya yakınlarında bi restoranda yemek yemişler. Bi ara arabayı kullanan çocuğun aklına kapıları kilitlemediği gelmiş, koşarak arabanın yanına gitmiş. Nası koşmasın, sürekli seyahat halinde olduklarından bütün eşyaları da arabadaymış bizimkilerin. Arabanın yanına geldiğinde asayişin berkemal olduğunu görüp rahatlamış çocuk. Bütün eşyalar olduğu gibi duruyomuş.
Buraya kadar herşey iyiymiş hoşmuş da Türkiye’ye döndükten sonra tatil fotoğraflarını tab ettirdiklerinde iğrenç bi durumla yüzyüze gelmişler. Fotoğrafların 5-6 tanesinde bizimkilerin kiralık arabasının üstünde bi grup serseri varmış. Herifler, arkadaşların diş fırçalarını çüklerine, kıçlarını sürer durumda pozlar vermiş kameraya. Fotoğrafların çekildiğini sandıkları akşamdan (İskoçya restoranı) o ana kadar arada tam 10 gün varmış ve bizimkiler –gulp!- bu süre içinde herşeyden habersiz kullanmışlar diş fırçalarını.
Konuyla İlgili
Türk geyik literatüründe, “çük fırçası” başlığıyla anılan ve “Bizim okuldan bi grup İngiltere’ye gittiklerinde…” giriş cümlesiyle anlatılmaya başlanan bu hikaye aslında yüzde yüz dış mihraklı. Sonradan karakterleri Türkleştirilip bize maledilmiş. 1990 yılında anlatılmaya başlanan efsanenin Batı versiyonlarında kurbanlar genelde balayına çıkan bi çift, ya da tatildeki iki kız arkadaş oluyo. Serseriler ise çoğunlukla bi grup zenci diye anılıyo. Jamaika, Hawai, Meksika ve Kosta Riko ise efsanenin geçtiği en popüler ülkeler.
İnternet’teki şehir efsaneleri tartışma grubunda bu konuda çok ilginç bi hikayeye rastladım. Usenet’teki tartışma grubunun üyeleri çoğunlukla konuyla yakından ilgilenenlerden oluşuyor: Araştırmacılar, folklor uzmanları, sosyoloji öğrenimi görenler vb. Yani aşağıya aldığım hikaye (daha doğrusu olay) bu gruptan biri tarafından anlatıldığı için muhtemelen doğru.
“Nişanlımın annesi bi akşam bize bildik hikayeyi anlattı: Bi kadın Meksika’ya tatile gitmiş. Bu dönemde oteldeki odalarına birinin girdiği anlaşılmış ama hiç bi’şeyleri kaybolmamış. Ancak evlerine döndükten sonra tatil fotoğraflarını tab ettirdiklerinde sürprizle karşılaşmışlar. Fotoğraflarda bi serseri varmış ve adam, aile fertlerinin diş fırçalarını genital organlarına sürerken gözüküyomuş.
Kayınvalidem kurbanın onunla aynı hastanede çalışan bi hemşire olduğunu da sözlerine ekledi. Onlarca kez dinlediğim bi efsaneydi bu. Nişanlımın annesine bunu söyledim ama o, hikayenin kesinlikle doğru olduğu konusunda ısrar etti. Hatta iddialaşma esnasında biraz dozu kaçırıp, işi alay etme boyutuna vardırdım.
Bu konuşmadan bi hafta sonra nişanlımı evinde ziyarete gittiğimde annesi beni kapıda görür görmez kahkahalar atmaya başladı. İçeri koşup elinde birkaç fotoğrafla geri döndü. Haklı olduğunu kanıtlamak için hemşire arkadaşından fotoğrafları istemiş, o da getirmişti.
Evet, fotoğraflar gerçekti! Sakallı, muzip bakışlı bi genç olmadık yerlerini fırçalarken arkadaşı da durumu kamerayla tespit etmişti. Sanırım efsaneden feyz alan gençler bu aileye iğrenç bir sürpriz yaparak yılların efsanesini gerçeğe dönüştürmüş.”
Kategori:
Suçlu