311 Nolu Odanın Sırrı
311 Nolu Odanın Sırrı
Güney Afrika’nin Cape Town sehrindeki bir hastanede devamli esrarengiz ölümler oluyordu. Hemsireler haftalardir üst üste her cuma günü 311 numarali yogun bakim odasina yatirilan hastalari ölü bulmaktaydilar.
Bu sir dolu ölümlere uzun süre açiklama getirilemedi. Herkes meselenin çözülmesi için seferber oldu. Uzmanlar odanin havasini bakteriyolojik bakimdan kontrol ettiler. Güney Afrika’nin önde gelen bilimadamlari ölenlerin aileleriyle üç hafta boyunca görüsmeler yaptilar. Hatta isin içine polis girdi ve akla gelen her Devamini Okuyun »
Kategori: Komik


Adamın biri arabasıyla giderken yolda bir yolcu alır arabaya…. Adam arka tarafa biner.
Doğu illerinden birinde bir öğretmen çok eski bi tarihte bakanlığa yazı yazar
Bir arkadaşım İstanbul’a sevgilisi ile buluşmaya gideceği gün ishal olmuş. Fakat ne çare ki gitmek zorunda. Deniz otobüsüyle zorlu bir yolculuktan sonra (habire tuvalete taşınarak) buluşma yerine ulaşmış. Beklemeye başlamış.
yazılır. Bu aslında bi nevi bilgisayar ama tek yapabildiği şey yazı yazmak. Montaj setlerinde olduğu gibi TV’lerin ana kumandalarında da yani yayının evlere gönderildiği son birimde de olur. O zırt pırt ekranın altından geçen, “Zeki-Metin’den kahkaha tufanı. Az sonra. Sakkın kaçırmayın” filan gibi yazılar bu cihazla yazılır ve yayına o anda verilir.
kızkardeşini ziyarete gitmiş. Oradayken bi gün alışverişe çıkmış ve eve dönerken de şehir merkezindeki bi süpermarkete uğramış. Marketin önündeki otoparka arabasını parketmiş. Kapıları kilitlerken hemen yanındaki arabada bi kadının gözleri kapalı vaziyette, elleriyle başının arkasını sıkıca tuttuğunu görmüş. Kadın o halde epeyce tuhaf görünüyomuş.
Az gitmişler, uz gitmişler yol bitmemiş. Konvoy uzun olduğu için yavaş da ilerliyormuş arabalar. Minibüslerden birine doluşmuş olanlar sıkılmaya başlamış. İçlerinden biri arka taraftan şoförün omuzuna dokunup “Birader, daha çok var mı?” demesine kalmamış, şoför çığlığı basıp kendini aşağıya atmış. Minibüs kontrolsüz biçimde sağa sola kaymaya başlamış. Neyse ki bir ağaca toslayıp durmuşlar. Kimsenin burnu kanamamış.
İstanbul’da 3 fırlama arkadaş Beyoğlu’nda tramvaya binmiş. Bunların elleri kitaplarla doluymuş. Zar zor birer tutacağa tutunmuşlar. O arada tramvay epeyce kalabalıklaşmış. İçlerinden biri telaşlı bi şekilde üstünü başına aramaya başlamış. Bütün ceplerini karıştırıyomuş. Bi yandan da, “Allah, Allaaaahh, ner’de bu yaaa. Bak şimdi” filan gibi şeyler söylüyomuş.
değerinde bi soru soruyomuş: “Otobüstesiniz, içerisi inanılmaz sıcak. N’aparsınız?” Odaya giren öğrencilerin hepsi, “Pencereyi açarım hocam” diyomuş. Kıl hoca bunun üzerine, “Peki o zaman; pencereden giren havanın hızı nedir?” diye soruyomuş. Soruyu duyan öğrenciler de apışıp kalıyomuş. Gak, guk… Şudur, budur, ama yok. Haliyle hepsi odadan bi karış suratla çıkıyomuş.
İzmir’in ünlü hocalarından Fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu garip sorularla efsaneleşmiştir. Neşet Bey bi keresinde sınavda, karmaşık bir makara sistemi sormuş ve öğrencilerden sistemin dengede durup durmadığını belirlemelerini istemiş. Öğrenciler kağıtlarını formüllerle, rakamlarla doldurmuş. Ancak hepsi sıfır almış. Dehşet, “Doğru cevap ‘makara yere düşer’ olacaktı” demiş. Meğer çizimdeki makara tavana bağlı değilmiş.
olmayan bir yurt geleneğinden midir, her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış. Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemmen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse toplanmış bunlar. Müdür “Buyrun tuvalate” demiş. Düşmüş yola, şaşkın kızlar da peşlerinde, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş. Müdür “Arkadaşlar” demiş, “Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra