Kedinizi Ezdik
Kedinizi Ezdik
İki çocuk arabayla Bodrum’a gidiyomuş. Birden bi kediyi çarpmışlar. Hemen durup arabadan inmişler. 30 metre filan geride yatan kediyi görmüşler. Kedi hala kımıldıyomuş ama bir+iki dakika sonra şöyle bi patisini oynatıp bayılmış. Çocuklar, “Hayvan can çekişiyo yaaa. Napmalı, napmalı?” derken iyice bunalıp “Bunu böyle bırakamayız, ölmesine yardım edelim de acı çekmesin bari hayvancağız” demişler. Bi süre “kim öldürecek” kavgası yapmışlar, sonra bi tanesi yolun kenarından bi taş almış, kedinin kafasına hızlıca indirip hayvanı öteki tarafa göndermiş. Ardından da arabaya binip yollarına devam etmişler. Devamini Okuyun »



Bu sayfada at yarışı oynayanların bankosu, efsanevi Arap atı Mirhat’ın ani ölümünün ardındaki şehir efsaneleri var. Bu söylentiler 1998 yazında Aktüel dergisine de haber olmuştu. İlk üç yarışını kaybeden ama sonraki 26’sını kazanan müthiş at esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuş, bi zaman sonra sahibi “bağırsak düğümlenmesinden” öldüğünü açıklamıştı.
Beyazlar Avustralya kıtasına ilk kez ayak bastıklarında sahilde onları yerliler karşılamış. İki taraf da birbirinden tedirginmiş ama bakmışlar ki kimsenin kimseye zararı yok, beyazlar yanlarında getirdikleri hediyeleri Avustralya yerlilerine vermiş. Onlar da sevinmişler. Kendilerince karşılık vermişler.
Köyün birinde genç bi kadın yalnız başına mısır tarlasında çalışırken, kolunu bi mısır kabuğu kesmiş. Kesik bayağı derinmiş. Kolunda şiddetli bi kanama başlamış. Kadıncağız da kan görmeye dayanamazmış. Hemen oracıkta, olduğu yere bayılıvermiş. Bir süre sonra ayılmış ve evine dönmüş.
Horozlar yumurtlamaz derler. Ama bu yanlışmış. Horozlar ahir ömürlerinde, ölmeden önce tek bir yumurta yumurtlarlarmış. Ama bu, öyle sıradan bir yumurta değilmiş. Bir horoz yumurtasını ele geçirmek de o kadar kolay değilmiş Öncelikle horozu yeterince yaşatmanız gerekiyormuş. Horoz ancak eceliyle öleceği zamana yakın yumurtlarmış. Üzerinden gözünüzü ayırmayacakmışsınız. Hemen bulunmayacak bir yere gizlerlermiş yumurtlarını. Bir kere kaybettiniz mi; bir daha bulmak neredeyse imkansızmış.
Üç çocuklu bir aile, steyşın tipi arabalarıyla Siirt’ten Hasankeyf yönüne gidiyormuş. 5 ve 7 yaşındaki iki çocuk arka koltukta, 3 aylık bebek de önde, annenin kucağında oturuyormuş.