Şehir Efsaneleri

Efsane Hikaye Blog

Çocuklu Efsaneler

May-6-2008

Bebekleri Kim Kaçırıyor?

Bebekleri Kim Kaçırıyor?

Çingeneler çocukları evinin önünden kaçırır, sonra da kolunu bacağını kırıp, aman Allah korusun, (tahta aranır, bulunur, vurulur) ucube gibi yapıyolarmış. Ondan sonra da sokaklarda sefil gibi dilendiriliyomuş çocuklar. Öz evladını görsen tanıyamazmışın bile. Ööle bi çeşit yaparlarmış garipleri.

Avrupa’da da büyük eğlence parklarında (Eurodisney gibi) eğer çocuğunuzu gözünüzün önünden bir an olsun kaybederseniz, kötü niyetli adamlar çocukları ellerinden tutup dooğru umumi tuvaletlere götürüyomuş. Oralarda çocuklar önce çeşit çeşit uyuşturucuyla uyuşuk hale getiriliyo, sonra da saçlar kesilip boyanıyo, kıyafetler değiştiriliyomuş. “Evladım yok güvenlikçi bey!” diyenleri kapıların Devamini Okuyun »

Kategori: Çocuklu
May-6-2008

Gitti Paralar

Gitti Paralar

Ankara’da görevli bir mutemet astsubay bankaya gidip taburdaki askerlerin maaşlarını çekmiş. Biliyosunuz, askerlere ödenen rakamlar çok düşüktür ama bunlar bir araya gelince hayli yüklü bir meblağ olur. Adam bankadan çıktıktan sonra evi yolunun üzerinde olduğundan şoförüne eve uğrayacağını söylemiş. Niyeti rahat rahat bi tuvalete girmekmiş adamcağızın.

Eve geldiğinde karısının küçük oğluyla banyoda olduğunu görmüş. Büyük oğlu da oturma odasında legolarla oynuyomuş. Astsubay para çantasını oğlunun yanında bırakıp tuvalete girmiş. Ancak geri döndüğünde zavallı adam inanılmaz bir manzarayla karşılaşmış. Oğlan çantadaki deste deste paraları cayır cayır Devamini Okuyun »

Kategori: Çocuklu
May-6-2008

Bana Fotoğraf Gönderin

Bana Fotoğraf Gönderin

1983 yılında, İngiltere’de yaşanmış bu olay. Röntgen teknisyeni olan babasını sık sık ziyarete giden bi çocuk bu yoldan aldığı radyoaktif ışınlar sonucunda kanser olmuş. Talihsiz çocuğun annesi olaydan kocasını sorumlu tuttuğu için uyurken onun boğazını kesmiş sonra da kafasını havagazı fırınına sokarak kendi hayatına son vermiş.

Böylelikle hem öksüz hem de yetim kalmış talihsiz yavrucak. Bunca felaketi bi’arada yaşayan çocuk sonraki günlerde gazetelere ve haber ajanslarına birer mektup göndermiş. Anne babasıyla beraber mutlu bi aile fotoğrafını eklemeyi de unutmadığı mektuplarda, başına gelenleri anlattıktan sonra insanlardan tek bi isteği olduğunu söylüyomuş: “Bana mutlu aile fotoğraflarınızı gönderin. Sizin mutlu olduğunuzu bilirsem, görürsem, ben de son günlerimi mutluluk içinde geçiricem!” Gazetelerin ve haber ajanslarının hemen hepsi arkasını hiç araştırmadan kullanmış bu fotoğrafı ve mektubu. Devamini Okuyun »

Kategori: Çocuklu
May-6-2008

Tren Yolunun Hayaletleri

Tren Yolunun Hayaletleri

Bi arkadaşım küçük bi kasabada öğretmen olan kuzenini ziyarete gitmiş. Bi ara arabayla dolaşmaya çıkmışlar. Tren yolundan geçerken arkadaşım yolun kenarında devrik vagonlar olduğunu görünce niye or’da durduklarını sormuş. Kuzeni, “Bu çok tirajik bir hikaye. Bunlar aslında katil vagonlar. Gel yakından bak istersen” demiş. Tren saati olmadığı için arabayı rayların üzerinde bırakıp vagonların yanına gitmişler. Arkadaşın kuzeninin anlattığına göre, geçen yıl tam orada bi okul otobüsü arıza yapmış ve rayların üzerinde kalakalmış. Bu sırada büyük bi hızla gelen tren okul otobüsüne çarpmış. Talihsiz kazada bütün çocuklar hayatını kaybetmiş. Devamini Okuyun »

Kategori: Çocuklu
May-6-2008

Hugo’nun Küfürbazı

Hugo’nun Küfürbazı

Hani bi zamanlar Kanal 6’da canlı yayınlanan, çocuklar için Hugo diye bi yarışma programı vardı. Programa telefonla katılan çocuklar bi bilgisayar oyununu oynuyo, oyunun kahramanı Hugo’yu telefonun tuşlarıyla yönetiyolardı. Yarışmayı da Tolga Garipoğlu adında bi genç sunuyodu.

Bi gün Hugo’ya katılan çocuklardan biri oyunu becerememiş. Telefonu kapatıp yeni bi yarışmacı almadan önce sunucu klasik bi’kaç avutma cümlesi söyler ya, bizim Tolga da, “Olsun canım zaten önemli olan katılmak di’mi? Eminim Hugo’da şimdi çok üzgün ama napalım” derken telefon hattının ucundaki başaramamanın utancını ve de hıncını taşıyan çocuk ağzının içinde homurdanmış: “Hugo’nun .mına koyiim” Devamini Okuyun »

Kategori: Çocuklu
May-6-2008

Küçük Japon Kızı

Küçük Japon Kızı

Japonya’ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış. Savaşta öksüz ve yetim kalan zavallıcık hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş.

Hastanedeki tüm doktorlar küçük kızın ölümü için gün sayarken, kız ise hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış. Küçük kız, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce, “Benim için çok geç ama bizim inanışımıza göre eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul olur. Ben yapamadım, bari sen yap da kurtul” demiş ve son nefesini vermiş.

Kızcağız, hayatta kalma arzusuyla, geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıttan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlard Devamini Okuyun »

Kategori: Çocuklu
May-6-2008

Çocukları Kim Kaçırıyor?

Çocukları Kim Kaçırıyor?

Amerika’da bir dönem, çocuklarının kaybolduğuna dair ailelerden gelen ihbar telefonlarının sayısında büyük bir artış görülmüş. Üstelik şikayetçi aileler, kısa bi süre sonra yine telefon açıp, “Gerek kalmadı, çocuğumuzu bulduk” diyorlarmış. Bu durum FBI’ın dikkatini çekmiş tabii. Ajanlar bu tip telefonları izlemeye almışlar. Yine böyle bir ihbar telefonu gelir gelmez, hemmen olay mahaline ulaşmışlar.

FBI olaya o kadar iyi hazırlanmış ki; çocuğu kaybolan aile neredeyse telefonu kapatır kapatmaz, ajanlar kapılarında bitivermiş. Klasik FBI yöntemleriyle içeri girmişler. Ajanların başındaki adam aileyi sorgularken, diğerleri de eve dağılıp araştımaya başlamış. Şikayetçi aile şaşkınlıktan panik olmuş. Devamini Okuyun »

Kategori: Çocuklu